Bilgilerinizin dark web'de satılıp satılmadığını merak eden çoğu kişi bir arama kutusuna e-posta adresini yazıyor, sonuç ya yeşil bir onay ya kırmızı bir uyarı oluyor ve iş orada bitiyor. Oysa o ekranın söylediği tek şey, adresinizin bir dökümde geçtiği. Geçmişte kalmış bir dökümde adresin bulunması ile bugün birinin elinde çalışan bir parolanızın olması arasında, o bilginin ucuz bir işlemle paraya çevrilmesine yetecek kadar mesafe var. Bu rehber o mesafeyi ölçüyor: hangi veri sınıfı hangi kapıyı açıyor, açılan kapının kapatılma süresi ne, ve kapatma işinin hangi adımı ilk sırada olmalı.
Kısa cevap şu: bir sızıntının size maliyeti, dökümün boyutuyla değil, içindeki hangi alanın hâlâ geçerli olduğuyla ölçülür. 4,5 milyon satırlık bir dökümün %64'ü okunabilir parola içeriyorsa ve o parolaların yalnızca dörtte biri bugün bir yerde çalışıyorsa, gerçek tehlike 4,5 milyon değil, yaklaşık 273 bin kayıttır. Geri kalanı gürültü. Bu yazı o ayrımı yapmayı, sonra da ayrımı 30 günlük kişisel ve 90 günlük kurumsal bir plana çevirmeyi anlatıyor. Hukuki taraf ayrı bir bölümde: 6698 sayılı Kanun'un 12. maddesi, Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 2019/10 sayılı kararı, TCK 135 ve 136 ile 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi.
Sızıntı kontrolü neyi ölçer, neyi ölçmez
Bir sızıntı kontrol servisinin yaptığı iş teknik olarak basit: elindeki döküm arşivinde sizin adresinizi arıyor. Bu arşivler halka açılmış, forumlarda paylaşılmış veya satılmış veri setlerinden oluşuyor. Yani kontrolün kapsamı geçmişte kamuya düşmüş olanla sınırlı. Kimsenin yayınlamadığı bir ihlali hiçbir kontrol motoru gösteremez; satıcının elinde dolaşan ama henüz yayınlanmamış bir dökümü de gösteremez.

Uzaktan İzleme Teklifleri
Sphnix ile başlayın ve mSpy ile Eyezy'yi karşılaştırın.
Bundan iki sonuç çıkıyor ve ikisi de pratik. Birincisi, temiz sonuç güvenli olduğunuz anlamına gelmiyor; "bu adres bilinen ihlallerde bulunamadı" cümlesi, "bu adresin parolası kimsenin elinde değil" cümlesi değil. İkincisi, aynı adres için iki farklı kontrol farklı sayı gösterebilir, çünkü arşivler farklı. Bu yüzden "12 ihlal bulundu" gibi bir sayı bir teşhis değil, bir envanter satırı. Teşhis için o ihlallerin hangi veri sınıfını içerdiğine bakmak gerekiyor.
| Kontrolün gösterdiği | Gerçekte söylediği | Ne yapılabilir |
|---|---|---|
| Adresiniz bir dökümde geçiyor | Geçmişte bir yerde kayıt olmuşsunuz ve o yer sızdırmış | Dökümün tarihini ve içerdiği alanları öğrenin |
| Parola alanı düz metin | O parola bugün bir yerde hâlâ geçerli olabilir | Önce o parolayı kullandığınız her yerde değiştirin |
| Parola alanı hash | Parola kırılabilir ama hemen değil | Zayıf hash ise değişikliği ertelemeyin |
| Telefon veya kimlik numarası var | Kimlik avı ve SIM swap hedefi olursunuz | Operatör tarafında hat güvenliği ve SIM swap kilidi |
| Hiç sonuç yok | Bilinen kamuya açık dökümlerde yoksunuz | Yine de parola hijyeni ve iki adımlı doğrulama gerekli |
Tablonun son satırı en çok yanlış anlaşılan satır. Kontrolün boş dönmesi bir başarı değil, bir bilgi eksikliği. Aynı mantık ters yönde de geçerli: on yıl önce kapatılmış bir forumdan gelen kayıt bugünkü riskinizi neredeyse hiç değiştirmez; aynı adresle hâlâ bir yere giriş yapıyorsanız değiştirir. Yani sorulacak soru "sızdı mı" değil, "sızan şey bugün hâlâ bir kapıyı açıyor mu".
Dört sızıntı, dört ayrı saat: veri sınıfına göre triyaj
Bir ihlal bildirimi geldiğinde ya da bir kontrol sonucu gördüğünüzde yapılacak ilk iş sızan veriyi sınıflandırmak olmalı; çünkü her sınıfın yarı ömrü farklı. Bir parola değiştirildiği anda ölür. Bir oturum çerezi, parola değiştirilse bile yaşamaya devam eder. Bir API anahtarı siz iptal edene kadar çalışır. Bir kimlik numarası veya doğum tarihi ise hiç ölmez, sadece kullanım biçimi değişir. Bu yüzden "önce şifreyi değiştir" tavsiyesi, sızıntının türüne göre bazen doğru, bazen tamamen boşa giden bir adım oluyor.
| Veri sınıfı | Yarı ömrü | Doğru ilk adım | Süre |
|---|---|---|---|
| Düz metin parola | Siz değiştirene kadar | O parolayı kullandığınız tüm hesaplarda değiştir, aynı parolayı tekrar kullanma | Aynı gün |
| Zayıf hash (tuzsuz MD5, SHA1) | Günler, kırılma hızına bağlı | Parolayı değiştir, hash'in kırıldığını varsay | 24 saat |
| Güçlü hash (Argon2, bcrypt, tuzlu) | Aylar, hedefli kırma gerekir | Değiştir ama panik yapma; asıl risk başka alandadır | 7 gün |
| Oturum çerezi / erişim belirteci | Belirtecin süresi dolana kadar, parola değişse de | Tüm oturumları sunucu tarafında iptal et | Dakikalar |
| API anahtarı, servis hesabı | Siz iptal edene kadar, süresiz olabilir | Anahtarı döndür, kullanım kaydını incele | Dakikalar |
| Telefon, T.C. kimlik no, adres | Kalıcı | SIM swap kilidi, kimlik avı farkındalığı, kredi izleme | Günler |
| Kart bilgisi | Kart kapanana kadar | Kartı kapat, yeni kart çıkar, abonelik envanterini güncelle | Aynı gün |
| CV, sağlık, bordro | Kalıcı, özel nitelikli veri olabilir | Veri sorumlusu bildirimi, KVKK 12/5 değerlendirmesi | 72 saat |
Bu tabloyu bir kez okuyup akılda tutmak yetmiyor, çünkü acil durumda insan tabloyu değil refleksi uyguluyor. Refleks ise genellikle "her yerde şifre değiştir" oluyor. O refleksin nerede işe yarayıp nerede boşa gittiğini görmek için sıradaki iki bölüm gerekli: bir dökümün hangi kısmı gerçekten kullanılabilir hale geliyor, ve bir parola değişikliği hangi erişimi kesmiyor.
Dökümden hesap devralmaya: dönüşüm modeli
Döküm satın alan birinin yaptığı iş, bir listeyi baştan sona denemek değil. Önce listeyi kullanılabilir hale getiriyor. Bu adımın ne kadar iş çıkardığını görmek için 4,5 milyon satırlık tipik bir dökümü katmanlarına ayıralım. Varsayımlar açık: kayıtların %38'i düz metin, %33'ü tuzsuz zayıf hash, %29'u tuzlu ve yavaş hash. Zayıf hash'lerin %78'i kırılıyor, güçlü hash'lerin %2'si. Bu varsayımlarla okunabilir hale gelen satır sayısı 2.894.400, yani dökümün %64,3'ü.
| Aşama | Kalan kayıt | Dökümün yüzdesi | Ne oldu |
|---|---|---|---|
| Ham döküm | 4.500.000 | %100 | Satıcının elindeki liste |
| Okunabilir parola | 2.894.400 | %64,3 | Düz metin + kırılmış zayıf hash |
| Hâlâ geçerli | 1.186.704 | %26,4 | Hesap açık ve parola değiştirilmemiş |
| Başka kapıyı da açıyor | 272.942 | %6,1 | Aynı parola iş hesabında veya başka serviste de kullanılıyor |
Bu dört satır, sızıntı haberlerindeki sayıların neden sürekli abartılı göründüğünü de açıklıyor. "1 milyar parola sızdı" başlığı doğru olabilir, ama o milyarın içinde sizin işinize yarayan kısım yüzde altı. Öte yandan aynı tablo savunma tarafına da bir şey söylüyor: elinizdeki 4,5 milyon satırın %6'sı gerçek riskse, 380 kişilik bir kurumda bu riskin kaç kişiye denk geldiği hesaplanabilir. Kurumun çalışan sayısı çarpı yeniden kullanım oranı çarpı geçerlilik oranı: 380 × 0,23 × 0,41 ≈ 36 hesap. Yani bir kurumda her an, çalışan bir parolası kamuya açık bir dökümde duran yaklaşık otuz altı hesap var. Bu sayı bir ihtimal değil, bir envanter tahmini.
Aynı hesabı maliyete çevirelim. Bir hesabın devralınması destek tarafında yaklaşık dokuz dakika iş demek: parola sıfırlama, oturum temizliği, kullanıcıya doğrulama, kayıt tutma. Yüklü saat maliyeti 420 TL varsayımıyla hesap başına 63 TL, otuz altı hesap için 2.268 TL. Buna devralınan hesapların %12'sinde görülen zorla kurtarma ve ödeme itirazı kalemi eklenince (kalem başına 1.850 TL) toplam 10.260 TL'ye çıkıyor. Bu rakam bir felaket senaryosu değil, sıradan bir kötü haftanın faturası. Ve karşılaştırma için: aynı 380 hesabın tamamının parolasını zorunlu sıfırlamanın iş yükü 38 saat, yani 15.960 TL. Yani kaza çıktıktan sonra temizlemek, işi baştan yapmaktan ucuz görünüyor; görünüyor, çünkü henüz ölçmediğimiz kalem var. Devralınan hesabın içinden giden posta, o postadan çıkan fatura ve müşteriye giden bildirim o hesaba dahil değil. Ölçümün sınırını bilmek, ölçümün kendisi kadar önemli.
"Şifreni değiştir" neden yanlış ilk adım
Bir parola değişikliğinin ne yaptığı konusunda yaygın bir yanlış anlama var: sanılıyor ki parola değişince hesaba açılmış bütün kapılar kapanır. Kapanmıyor. Parola bir kapıdır, oturum başka bir kapıdır. Tarayıcıya bırakılmış bir oturum çerezi, sunucuda geçerli olduğu sürece paroladan bağımsız çalışır; çünkü sunucu her istekte parolayı değil çerezi doğrular. Aynı şey mobil uygulamaların yenileme belirteçleri, e-posta istemcilerinin OAuth belirteçleri ve entegrasyonların API anahtarları için geçerli.
| Ele geçen şey | Parola değişikliği keser mi | Ne keser | Ölçülen pencere |
|---|---|---|---|
| Parola | Evet | Yeni giriş denemesini | Anında |
| Oturum çerezi | Hayır | Sunucu tarafında oturum iptali | Çerez ömrü boyunca (30 güne kadar) |
| Yenileme belirteci | Hayır | Belirteç ailesinin tamamının iptali | Belirteç ömrü boyunca (aylar olabilir) |
| Uygulama parolası | Hayır | Tek tek uygulama parolası iptali | Süresiz |
| API anahtarı | Hayır | Anahtar rotasyonu | Süresiz |
| Kurtarma e-postası | Hayır | Kurtarma adresinin değiştirilmesi | Süresiz |
Bu tablonun pratik anlamı şu: bir hesabın ele geçirildiğini öğrendiğinizde sıra "oturumları kapat, sonra parola, sonra kurtarma bilgisi" olmalı. Ters sıra, kapıyı kilitleyip pencereden girmeye devam eden birine kapıyı göstermek gibi. Ölçüsü de var: bir çalışanın ortalama yedi açık oturumu varsa ve siz yalnızca parolayı değiştirdiyseniz, saldırganın elindeki çerez o yedi oturumdan biriyse hiçbir şey kesmediniz; oturumları da kapattıysanız yedi kapının yedisini de kapattınız. Aynı işlem, iki farklı sonuç, aradaki fark tek bir düğme.
Bu yüzden "şifreni değiştir" tavsiyesi sızıntı türüne göre değerlendirilmeli. Dökümde düz metin parola varsa ve saldırgan henüz giriş yapmadıysa parola değişikliği doğru ilk adım. Ama bir oturum çerezi veya API anahtarı sızdıysa, parola değişikliği yalnızca sizi rahatlatır, saldırganı durdurmaz. İkisini ayırt etmenin tek yolu, ihlalin hangi alanı içerdiğini öğrenmek. Bunu öğrenemediğinizde en güvenli varsayım, ikisinin de sızdığını kabul edip her iki kapıyı da kapatmak.
Hangi hash ne kadar dayanır
"Parola hash'lendi, güvende" cümlesi tek başına bir şey söylemiyor; çünkü hash'ler arasında kırılma süresi açısından yüz binlerce kat fark var. Farkı görmek için sekiz karakterlik, 62 karakterlik alfabeden rastgele üretilmiş bir parolayı alalım: olasılık uzayı 2,18 × 10^14. Aynı donanımda tuzsuz MD5 saniyede yaklaşık 10 milyar deneme yapabiliyor; bütün uzayı taramak 21.834 saniye, yani altı saat. SHA1 ile bu süre 31.191 saniye, yaklaşık dokuz saat. Tuzlu ve yavaş bir hash'te ise aynı iş 5.770 yıl ile 8.654 yıl arasına çıkıyor.
| Hash türü | Yaklaşık hız | 8 karakter rastgele parolayı kırma süresi | Sızıntı sonrası karar |
|---|---|---|---|
| Tuzsuz MD5 | Saniyede ~10 milyar | ~6 saat | Parolayı bugün değiştir; kırıldığını varsay |
| Tuzsuz SHA1 | Saniyede ~7 milyar | ~9 saat | Aynı gün değiştir |
| bcrypt, cost 12 | Saniyede ~1.200 | ~5.770 yıl | Kırılma olasılığı düşük; asıl risk başka alanda |
| Argon2id, yüksek maliyet | Saniyede ~800 | ~8.654 yıl | Parola değil, oturum ve erişim hedeflenir |
Bu tablonun asıl dersi, hash güçlüyse sızıntının önemsiz olduğu değil; riskin yer değiştirdiği. Bir saldırgan güçlü hash'lerle dolu bir dökümle uğraşmak yerine aynı kurumdaki daha zayıf bir kapıyı arıyor: süresi dolmayan bir oturum, ayrılmış çalışanın silinmemiş uygulama parolası, kapatılmamış bir servis hesabı. Yani hash güçlendirmek gerekli ama yeterli değil; parola tarafını sağlamlaştırıp erişim tarafını unutmak, kilidi değiştirip anahtarı kapının altında bırakmaya benziyor. Bu yüzden üçüncü bölümdeki tablo, sızıntının türüne göre ilk adımı belirliyor ve hash satırı ile oturum satırını ayrı ayrı ele alıyor.
Bir de parola uzunluğunun etkisi var; çünkü uzunluk, karmaşıklıktan daha çok iş yapıyor. Sekiz karakterden on ikiye çıkmak olasılık uzayını 2,18 × 10^14'ten 3,23 × 10^21'e taşıyor, yani yaklaşık on beş milyon kat. Aynı artışı büyük harf ve simge ekleyerek elde etmek mümkün değil. Kurumsal parola politikasını "en az bir büyük harf, bir simge" listesinden "en az 14 karakter, sızdırılmış listede olmayan" kuralına çevirmek, hem kullanıcı için daha az sinir bozucu hem de ölçülebilir biçimde daha etkili.
Ücretsiz kontrol motorlarının kör noktası
Ücretsiz kontroller işe yaramaz değil, sadece dar. Yaptıkları şey kamuya açılmış arşivlerde arama yapmak; yapmadıkları şey, henüz yayınlanmamış bir dökümün sizin kurumunuza ait satırlarını görmek. Bu ayrımı bir ürün karşılaştırmasına çevirmek yerine bir soru listesine çevirmek daha faydalı, çünkü her satıcının cevabı kendi ürününü anlatıyor. Aşağıdaki sorular bir sızıntı izleme hizmetini değerlendirirken sorulacak sorular; cevapları da bir ürünün ne yapıp ne yapamayacağını gösteriyor.
| Soru | Zayıf cevap | Ölçülebilir cevap |
|---|---|---|
| Hangi kaynakları izliyorsunuz? | "Dark web'in tamamını" | İsimlendirilmiş kaynak listesi: forum, pazar yeri, paste sitesi, kod deposu, tedarikçi sızıntı beslemeleri |
| Uyarı ne kadar sürede geliyor? | "Anında" | Kaynağa göre ortalama gecikme; ölçüm tarihi ve örneklem |
| Ne bildiriyorsunuz? | "İhlal tespit edildi" | Hangi alan: parola, hash, çerez, kimlik no, kart; hangi tarihli döküm |
| Şüpheli kayıtları ayıklıyor musunuz? | "Hepsini bildiriyoruz" | Doğrulama oranı ve yanlış pozitif yüzdesi |
| Uyarı geldikten sonra ne oluyor? | "Panelde görürsünüz" | Rotasyon adımları, sahiplik ataması, kapanış kanıtı |
Bu tablodaki en kritik satır ikincisi. Bir sızıntı izleme ürününün sattığı şey tespit değil, gecikme farkı. Aynı olayı 30 gün sonra öğrenmekle 1 gün sonra öğrenmek arasındaki fark 720 saat; o 720 saatte parolanın değişip değişmemesi, olayın bir uyarı mı yoksa bir ihlal mi olduğunu belirliyor. Yani satın aldığınız şey bir sigorta değil, bir zaman dilimi. Bunu bilerek satın almak ile "dark web izleme" başlığına para vermek arasındaki fark, sonradan hayal kırıklığı oluyor.
Ücretsiz araçların kurumsal tarafta ikinci bir kör noktası var: çalışanların kişisel adresleriyle kayıt olduğu servisler. Kurumsal izleme genellikle şirket alan adını izler; oysa bir çalışanın kişisel e-posta hesabıyla bir pazarlama aracına kaydolup şirket verisine eriştiği durumlarda sızıntı, şirket alan adında değil kişisel adreste görünür. Bu yüzden izleme kapsamını belirlerken "hangi adresler" sorusu "hangi alan adı" sorusundan daha önemli. Kapsamı daraltan kurumlar, panelde temiz bir ekran görüp gerçek sızıntıyı kaçırıyor.
Kurumsal taraf: tedarikçi sızıntısından kendi kiracınıza
Kurumsal sızıntıların çoğu kendi sisteminizden değil, sizin adınıza veri tutan bir tedarikçiden geliyor: İK platformu, muhasebe yazılımı, e-ticaret altyapısı, çağrı merkezi, kargo entegrasyonu. Bu durumda iki iş aynı anda yapılmalı: tedarikçiyle hukuki süreç, ve kendi kiracınızda kimlik bilgisi sayımı. İkincisi genellikle atlanıyor, oysa asıl operasyonel risk orada.
Kimlik bilgisi sayımı (credential census) şu soruyla başlıyor: kiracımızdaki kaç hesap, başka bir yerde kullanılan bir parolayla korunuyor? Bu soruyu doğrudan cevaplayamazsınız, çünkü parolaları okuyamazsınız; ama dolaylı cevaplayabilirsiniz. Parola politikası, sızdırılmış parola listesine karşı kontrol, MFA kapsamı ve son 12 ayda kaç hesabın sıfırlandığı verisi birleştiğinde bir oran çıkıyor. 380 hesaplı bir kiracıda MFA kapsamı %61 ise 148 hesap tek faktörle korunuyor demek. Bu 148 hesap, parola püskürtme saldırısının hedef kümesi.
| Ölçüm | Değer | Nasıl okunur |
|---|---|---|
| Hesap sayısı | 380 | Kapsam |
| MFA kapsamı | %61 | 148 hesap tek faktör |
| Yeniden kullanım oranı | %23 | 87 hesapta başka yerde geçen parola olabilir |
| Dökümde geçerli olma oranı | %41 | Yaklaşık 36 hesap gerçekten açık |
| Kilitleme eşiği | 5 başarısız deneme | Saldırganın hesap başına deneme bütçesi |
Bu tablodan çıkan saldırı hesabı şöyle: tek faktörlü 148 hesap, hesap başına günde dört deneme (kilitleme eşiğinin altında kalmak için) 592 deneme demek; 30 günde 17.760 deneme. Dökümden seçilen bir parolanın bu popülasyonda tutma olasılığı %2,1 ile %3,4 arasında varsayıldığında, tek bir parola denemesi turu başına 3 ile 5 hesap açılıyor. Yani saldırganın bir parolayı denemesi, onu yakalatmadan birkaç hesap kazandırıyor. Savunmanın yapabileceği en etkili şey bu aritmetiği bozmak: MFA kapsamını yükseltmek, sızdırılmış parola listesini giriş anında kontrol etmek, ve oturum sürelerini kısaltmak.
Rotasyon sırası da ölçülebilir bir karar. Bir sızıntı sonrası ilk 24 saatte sırayla şunlar dönmeli: oturum belirteçleri ve uygulama parolaları, MFA kayıtları, sonra parolalar, en son API anahtarları. Bu sıra keyfi değil; yarı ömrü en uzun olan ve iptal edilmediğinde süresiz çalışan şey önce kapatılmalı. API anahtarlarını sona bırakmanın tek gerekçesi, döndürmenin entegrasyon kırması olabilir; o zaman da döndürme tarihini takvime yazmak zorunlu, çünkü ertelenen anahtar pratikte hiç döndürülmüyor.
Bir de tedarikçi tarafında sorulacak soru var: ihlali bize kaç saatte bildiriyorsunuz? Sözleşmede "makul sürede" yazan bir madde, 72 saatlik yasal saatin karşısında işe yaramıyor; çünkü sizin saatiniz tedarikçinin bildirimiyle başlıyor. Bu yüzden sözleşmeye saat cinsinden bir taahhüt, bildirim kanalı ve teknik temas kişisi yazmak gerekiyor. Tedarikçi riskinin hukuki ve operasyonel ayrıntıları ayrı bir rehberin konusu: tedarikçi risk rehberi.
72 saat: KVKK 12/5 ve Kurul 2019/10
Türkiye'de bir veri ihlalinin hukuki saati, ihlali öğrendiğiniz an başlıyor. 6698 sayılı Kanun'un 12. maddesinin beşinci fıkrası, işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi halinde veri sorumlusunun bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirmesini şart koşuyor. "En kısa süre" ifadesi 24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kurul kararıyla 72 saat olarak yorumlandı: ihlali öğrendiğiniz andan itibaren gecikmeksizin ve en geç 72 saat içinde Kuruma bildirim. Aynı karar, etkilenen kişilere yapılacak bildirimin de makul en kısa sürede, iletişim adresi varsa doğrudan, yoksa veri sorumlusunun web sitesinde yayımlanması gibi uygun yöntemlerle yapılmasını öngörüyor.
Bu kural kâğıt üzerinde basit, uygulamada zor; çünkü 72 saatlik saat bir bildirim süresi değil, bir tespit süresi. Kurula "42.000 kayıtta ihlal oldu" demek yetmiyor; hangi veri alanları, hangi kişiler, hangi tarih aralığı ve hangi tedbirin alındığı soruluyor. Bu bilgilerin üretilmesi ise veritabanı sorgusuyla yapılır, elle değil. Aradaki farkı ölçelim: 42.000 kaydın etkilenen kısmını elle çıkarmak, kayıt başına 6 dakikayla 4.200 saat, yani 525 iş günü. Aynı çıkarım indeksli bir sorguyla iki saat. 72 saatlik saatte 6 saatlik tespit gecikmesi yaşandığında geriye 66 saat kalıyor; 42.000 kişiye bildirim yapmak zorunda kalırsanız kayıt başına 5,66 saniye düşüyor. Bu bütçe ancak otomatik şablon, hazır alıcı listesi ve önceden yazılmış metinle tutturulabiliyor.
| Saat | Yapılması gereken | Kanıt |
|---|---|---|
| 0-6 | Sızıntının doğrulanması, kapsamın kabaca belirlenmesi, erişimin kesilmesi | Olay kaydı, zaman damgaları, alınan ilk tedbir |
| 6-24 | Etkilenen kişi ve veri alanlarının sorguyla çıkarılması | Sorgu metni, sonuç sayısı, sürüm |
| 24-48 | Kurul bildirim formunun doldurulması, tedarikçiyle yazışma | Form kopyası, gönderim kaydı |
| 48-72 | İlgili kişilere bildirim, iç iletişim, destek hattı | Gönderim listesi, şablon, yanıt kayıtları |
| 72 sonrası | Kök neden analizi, tedbir planı, tekrar önleme | Rapor, sorumlu ataması, kapanış tarihi |
Kurul kararları bu saatin nasıl denetlendiğini de gösteriyor. 2020/357 sayılı kararda veri güvenliğine yönelik teknik tedbirleri almayan bir sigorta şirketine 12. maddenin birinci fıkrası uyarınca 90.000 TL idari para cezası verilmiş; aynı kararda ihlalin 72 saat içinde bildirildiği ve ilgililere bildirim yapıldığı için 12/5 kapsamında işlem yapılmamasına karar verilmiş. 2019/352 sayılı banka kararında ise geç bildirim ayrıca cezalandırılmış: 12/5'e uymamaktan 30.000 TL, toplam 100.000 TL. 2021/154 sayılı kararda teknik ve idari tedbir eksikliği 150.000 TL ile sonuçlanmış, bildirimin 72 saat içinde yapılması ayrı bir ihlal doğurmamış. Bu üç kararın ortak mesajı şu: bildirim süresine uymak cezayı sıfırlamıyor, ama uymamak cezayı büyütüyor; tedbir eksikliği ise bildirimden bağımsız bir kalem.
Ceza tarafı: TCK 135, 136 ve 5651 md. 9
Veriyi sızdıran, satan veya yayan taraf için ayrı bir ceza rejimi var ve bu rejim sızıntı mağduru için bir kaldıraç. TCK 135, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor; verinin siyasi, felsefi, dini görüş, ırk, sağlık, cinsel yaşam gibi nitelikli kategorilerde olması halinde ceza yarı oranında artırılıyor. TCK 136 ise kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişiye iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası veriyor. Bir dökümü satın alıp kullanmak, bir listeyi forumda paylaşmak veya bir hesabı ele geçirip içindeki veriyi almak bu iki maddenin kapsamına girebiliyor.
| Fiil | Dayanak | Sonuç | Kim harekete geçer |
|---|---|---|---|
| Kişisel veriyi hukuka aykırı kaydetme | TCK 135 | 1-3 yıl hapis; nitelikli veride yarı oranında artırım | Cumhuriyet savcılığı, şikâyet üzerine |
| Veriyi verme, yayma, ele geçirme | TCK 136 | 2-4 yıl hapis | Cumhuriyet savcılığı |
| Veri sorumlusunun bildirim yükümlülüğü | KVKK 12/5, Kurul 2019/10 | 72 saat içinde Kurula ve ilgililere bildirim | Veri sorumlusu |
| Kişilik haklarının ihlali, içeriğin kaldırılması | 5651 md. 9 | İçerik sağlayıcıya başvuru; 24 saatte cevap, yerine getirilmezse 15 gün içinde sulh ceza hâkimi | İlgili kişi |
| Teknik tedbir eksikliği | KVKK 12/1, md. 18/1-b | İdari para cezası (kararlarda 90.000-150.000 TL bandı) | Kurul |
5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi, internette yayımlanan bir içerik yüzünden kişilik hakları ihlal edilen kişiye iki yol veriyor: içerik sağlayıcısına, ulaşılamıyorsa yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemiyle içeriğin kaldırılmasını istemek, ya da doğrudan sulh ceza hâkimine başvurmak. Süreler net: talep 24 saat içinde cevaplanır, cevaplanmazsa reddedilmiş sayılır ve 15 gün içinde sulh ceza hâkimine gidilir, hâkim üç gün içinde duruşmasız karar verir. Sızıntı mağduru için bu madde, adının ve verisinin yayınlandığı bir sayfanın kaldırılmasında pratik bir araç; ama tek başına yeterli değil, çünkü içerik kaldırılsa da kopyası başka yerde duruyor.
Bu hukuki çerçevenin pratik sonucu şu: sızıntı yönetimi bir teknik iş olduğu kadar bir kayıt tutma işi. Hangi tarihte ne öğrendiniz, hangi saatte hangi tedbiri aldınız, etkilenen kişi sayısını hangi sorguyla çıkardınız, kime ne zaman bildirdiniz. Bu dört kayıt olmadan 72 saatlik saati savunmak mümkün değil. Teknik tedbirlerin kanıt tarafını ayrı bir rehberde ayrıntılandırdık: KVKK teknik tedbirler ve kanıt rehberi.
Kişisel 30 gün planı
Sızıntı öğrenen bir kişinin yapacağı iş, panikle her hesabın parolasını değiştirmek değil, sıralı ve biten bir iş listesi çıkarmak. Aşağıdaki plan 30 güne yayılıyor çünkü ilk günün işi farklı, üçüncü günün işi farklı. Planın en önemli özelliği, her satırın bir çıktısı olması: yapıldı ya da yapılmadı, belirsiz kalmıyor.
| Gün | İş | Çıktı |
|---|---|---|
| 1 | Öncelikli üç hesapta (e-posta, banka, iş) oturumları kapat, parolayı değiştir, kurtarma adresini kontrol et | Üç hesapta yeni parola ve doğrulanmış kurtarma |
| 1 | Posta kutusunda kural, yönlendirme ve uygulama parolası var mı bak | Tanımadığınız her kural silinmiş |
| 2 | Aynı parolayı kullandığınız diğer hesapları listele | Hesap listesi, her biri için değişim tarihi |
| 3 | Parola yöneticisi kur, tarayıcıda kayıtlı parolaları içeri aktar | Tek kasada 40-150 kimlik bilgisi |
| 5 | İki adımlı doğrulamayı uygulama tabanlı yönteme taşı, SMS'ten çık | En az beş hesapta uygulama tabanlı kod |
| 7 | Telefon hattında SIM swap kilidi ve operatör şifresi | Operatör kaydı ve kilit durumu |
| 10 | Sızan adresle kayıtlı eski hesapları kapat veya sil | Kapatılan hesap listesi |
| 14 | Kart ve abonelik envanterini gözden geçir, tanımadığın tahsilatı iptal et | Güncel abonelik listesi |
| 21 | İzleme kapsamını gözden geçir: hangi adresler, hangi bildirim kanalı | İzlenen adres listesi ve bildirim tercihi |
| 30 | Kalan hesaplarda parola tekrarını sıfırla, listeyi arşivle | Sıfır tekrar, tarihli kayıt |
Bu planda 1. günün ikinci satırı en çok atlanan satır. Bir posta kutusuna kurulmuş yönlendirme kuralı, parola değiştirildikten sonra da çalışmaya devam eder; çünkü kural parolayla değil hesapla ilişkili. Aynı şey "uygulama parolası" için geçerli: eski bir cihaz için üretilmiş uygulama parolası, ana parola değişse bile posta okumaya devam eder. Bu iki kalemi kontrol etmeden yapılan bir parola değişikliği, kapıyı kilitleyip arka kapıyı açık bırakmak. Açık bir oturumun nasıl kapatılacağı ve hesabın nasıl geri alınacağı ayrı bir rehberde: hacklenen hesap nasıl kurtarılır.
Kurumsal 90 gün planı
Kurum tarafında sızıntı yönetimi bir olay müdahalesi değil, bir envanter disiplini. 90 günlük planın amacı, bir sonraki sızıntıda "hangi hesaplar etkilendi" sorusunun cevabını dakikalar içinde üretebilmek. Bunun için önce bugünkü durumu ölçmek, sonra ölçümü tekrarlanabilir hale getirmek gerekiyor.
| Dönem | İş | Ölçüt |
|---|---|---|
| 0-15 gün | Kimlik bilgisi envanteri: hesap sayısı, MFA kapsamı, servis hesabı listesi, API anahtarı sahipliği | Yazılı envanter, sahipsiz kalem sayısı |
| 15-30 gün | MFA kapsamını yükselt; yönetici hesaplarında koşulsuz zorunlu hale getir | Yönetici hesaplarında %100 MFA |
| 30-45 gün | Sızdırılmış parola kontrolünü giriş akışına ekle | Giriş denemelerinde engellenen eşleşme sayısı |
| 45-60 gün | Oturum ömrünü kısalt, uzun ömürlü belirteçleri envanterle | Ortalama oturum ömrü, belirteç sayısı |
| 60-75 gün | KVKK 72 saat tatbikatı: etkilenen kişi sorgusunu gerçek veriyle çalıştır | Sorgu süresi ve çıktı sayısı |
| 75-90 gün | Tedarikçi bildirim maddelerini saat cinsinden güncelle, temas listesini doğrula | Sözleşme eki, doğrulanmış temas kişisi |
60-75 gün arasındaki tatbikat, planın en değerli maddesi ve en sık atlananı. Kâğıt üzerinde 72 saatlik bir süreç yazmak kolay; gerçek veriyle o sorguyu bir kez çalıştırmadan, o sürenin tutup tutmayacağını bilmiyorsunuz. Tatbikatta ölçülecek tek şey var: "şu anda sızmış olsa, etkilenen kişilerin listesini kaç saatte çıkarırız". Cevap 40 saatse, 72 saatlik süreçte bildirim için 32 saat kalıyor; cevap 4 saatse rahat bir nefes alanı var. Bu sayıyı bilmek, olay anında tartışmayı bitiriyor.
Kurumsal tarafta bir de olay sonrası ölçüm var: tekrar oranı. Aynı kurumda bir yıl içinde ikinci bir kimlik bilgisi kaynaklı olay yaşanıyorsa, ilk olayda alınan tedbirlerin kalıcı olmadığı anlaşılıyor. Tedbirlerin kalıcılığını ölçmenin basit bir yolu, oturum kapatma ve parola sıfırlama işlemlerinin ne kadarının otomatikleştiğine bakmak. Elle yapılan bir temizlik, olay kapandıktan üç ay sonra yeni hesaplarda tekrar açık kalıyor. Bu yüzden olay müdahale planınızın, sızıntı senaryosunu ayrı bir başlık olarak içermesi gerekiyor: siber olay müdahale planı rehberi.
Sık yapılan yedi hata
Bu hataların ortak noktası, hepsinin makul görünmesi. Her biri, bilgi eksikliğiyle alınmış bir karar; sonucu ise işin yarısının yapılmış sayılması.
Bir: parolayı değiştirip oturumları kapatmamak. En yaygın hata. Parola değişir, saldırganın çerezi çalışmaya devam eder, iki gün sonra hesap yine gider ve "parolamı değiştirmiştim" şaşkınlığı yaşanır.
İki: tek bir sızıntı kontrolüne güvenip temiz sonucu güvenlik saymak. Kontrol yalnızca kamuya açılmış dökümlere bakar. Sonuç boşsa bilgi eksiktir, risk sıfır değil.
Üç: bütün hesaplarda aynı yeni parolayı kullanmak. Sızıntı sonrası yapılan toplu değişikliklerde sık görülüyor: herkes tek bir güçlü parola seçip her yere yazıyor. Bu, tekrar kullanım sorununu çözmediği gibi tek bir noktadan bütün hesapların açılmasına yol açıyor.
Dört: kurtarma bilgisini atlamak. Parola değişip kurtarma e-postası eski bir adreste kaldığında, hesabın anahtarı hâlâ başkasının elinde oluyor. Kurtarma adresi ve telefonu parolayla aynı gün kontrol edilmeli.
Beş: bildirimi sonraya bırakmak. Kurumsal tarafta en pahalı hata. 72 saatlik süre "iş bitsin, sonra bildiririz" mantığını kaldırmıyor; 2019/352 kararında geç bildirim ayrı bir ceza kalemi olarak duruyor.
Altı: tedarikçiden gelen ihlal bildirimini teknik olay saymamak. Oysa sizin kiracınızda çalışan parolalar o dökümden gelmiş olabilir. Tedarikçi bildirimi geldiğinde yapılacak iş kendi kimlik bilgisi envanterinizi taramak.
Yedi: her şeyi elle yapmak. 42.000 kayıt için elle listeleme 525 iş günü; 72 saatlik saatte bu mümkün değil. Sorgu, şablon ve alıcı listesi olaydan önce hazır olmalı, olay anında yazılmamalı.
Hangi sayı neyi gösterir
Bu rehberde kullanılan bütün sayılar varsayımlara dayanıyor ve varsayımlar metinde açık. Yine de bir okuma anahtarı faydalı: hangi sayı gerçekten karar değiştirir, hangisi sadece süs.
| Sayı | Neyi gösterir | Karar değiştirir mi |
|---|---|---|
| Dökümün ham boyutu | Satıcının pazarlama rakamı | Hayır |
| Okunabilir parola oranı (%64,3) | Dökümün ne kadarının kullanılabilir olduğu | Evet; hash türüne bakmayı gerektirir |
| Hâlâ geçerli oran (%26,4) | Rotasyon disiplininiz | Evet; parola politikasının çıktısı |
| Yeniden kullanım oranı (%23) | Tek bir dökümün kaç kapıyı açtığı | Evet; parola yöneticisi ve giriş kontrolü |
| MFA kapsamı (%61) | Saldırıcının hedef kümesinin büyüklüğü | Evet; en hızlı iyileştirme kalemi |
| Tespit gecikmesi (saat) | İzleme ürününün gerçek değeri | Evet; satın alma kararının merkezi |
| Etkilenen kişi listesini çıkarma süresi | 72 saatlik saatte kalan pay | Evet; KVKK tarafının tek gerçek ölçüsü |
Ne zaman dışarıdan destek gerekir
Bu rehberdeki işlerin çoğu kendi başınıza yapılabilir: oturum kapatma, parola değiştirme, MFA açma, parola yöneticisi kurma, kurumsal envanter çıkarma. Dışarıdan destek anlamlı hale geldiğinde ise genellikle üç durum var. Birincisi, ihlalin kaynağının belirsiz olduğu durumlar: kendi sisteminizde mi, tedarikçide mi, bir çalışanın cihazında mı sızdığını bilmiyorsunuz ve delil toplamak gerekiyor. İkincisi, hukuki süreçle teknik sürecin aynı anda yürümesi gereken durumlar: 72 saatlik bildirim, sulh ceza başvurusu ve adli bilişim incelemesinin birbirini bozmadan ilerlemesi. Üçüncüsü, düzenli doğrulama ihtiyacı: sızıntı sonrası kapatılan kapıların gerçekten kapalı olduğunun bağımsız bir gözle test edilmesi.
Yetkisiz erişim, izinsiz sızma veya bir başkasının hesabına girme teklif eden hiçbir hizmet yasal değil; bu tür talepler hem TCK 136 kapsamına girebilecek fiiller doğuruyor hem de elinizdeki delili kirletiyor. Yasal çerçevede çalışan bir ekip, her adımda yazılı yetki ister; sahiplik doğrulanmamış bir hesap için iş almaz. Kurumsal doğrulama ve yetki belgesi sürecinin nasıl işlediği ayrı bir sayfada: sızma testi kapsamı ve fiyatlandırma. Teknik doğrulama tarafında API ve uç nokta incelemesi için API güvenlik testi rehberi, kimlik avı kaynaklı sızıntılarda oltalama farkındalık programı, hat ele geçirme şüphesinde SIM swap rehberi ve kurumsal posta güvenliğinde SPF, DKIM ve DMARC denetimi devam niteliğinde okunabilir.
Kapanış: sızıntı bir olay değil, bir süreç
Sızıntı haberlerinin çoğu bir kere olup biten bir olay gibi sunuluyor: bir tarih, bir şirket, bir sayı. Oysa sızan bir parolanın ömrü, o haberi okuyan kişinin onu değiştirdiği güne kadar sürüyor. Bu yüzden doğru soru "sızdı mı" değil, "hangi parola hâlâ nerede çalışıyor ve onu kim ne zaman kapatacak". Bu sorunun cevabı bir envanterde, bir rotasyon takviminde ve bir oturum iptali düğmesinde duruyor; bir haber başlığında değil.
Ölçülebilir üç hedef yeterli: kamuya açık bir dökümde çalışan parolası kalan hesap sayısını sıfıra indirmek, tek faktörlü hesap sayısını sıfıra indirmek, ve etkilenen kişi listesini 72 saatlik saatin içinde üretmek. Bu üçü tutulduğunda geri kalan her şey — hangi döküm, hangi satıcı, hangi alarm — bir ayrıntı oluyor. Tutulmadığında ise en pahalı izleme aboneliği bile bir ekran koruyucudan fazlası olmuyor.
Sphnix izleme paneli
Mesajları, konumu, sosyal medya ve etkinlik sinyallerini yetkili bir panelden takip edin.
Sphnix’i dene →Profesyonel yardıma mı ihtiyacınız var?
Yetkili kurtarma, güvenlik testi ve olay desteği için doğrulanmış etik hackerlarla çalışın.
Hacker kirala →Sorularınız mı var? Uzmanlarımız yardıma hazır.
Ücretsiz danışma için bize ulaşın →Sık sorulan sorular
Önce kapsamı daraltın: hangi adres ve hangi telefon numarası için kontrol yapacağınızı belirleyin, sonra birkaç farklı kontrolü birlikte çalıştırın. Tek bir sonuç ekranı teşhis değil, envanter satırıdır; aynı adres için iki servis farklı sayı gösterebilir çünkü arşivleri farklı. Sonucun kendisinden çok, bulunan dökümün hangi alanı içerdiğine bakın: düz metin parola mı, hash mi, oturum bilgisi mi, kimlik numarası mı. Kararı bu ayrım verir.
Hayır, sadece bilinen kamuya açık dökümlerde olmadığınızı biliyorsunuz. Henüz yayınlanmamış bir döküm hiçbir kontrol motorunda görünmez; kişisel adresinizle kayıt olduğunuz bir servisin sızıntısı da kurumsal izlemeye takılmaz. Temiz sonuç, parola tekrarını bırakmak, iki adımlı doğrulamayı kapatmak veya güncellemeyi ertelemek için bir gerekçe değil. Sonucu bir bitiş çizgisi değil, bir başlangıç noktası olarak okuyun.
Sıra önemli: önce oturumları kapatın, sonra parolayı değiştirin, sonra kurtarma e-posta ve telefonunu kontrol edin. Çünkü parola değişikliği açık bir oturumu sonlandırmaz; sunucu her istekte parolayı değil çerezi doğrular. Posta kutusundaki yönlendirme kurallarını ve eski cihazlar için üretilmiş uygulama parolalarını da silin, aksi halde parola değişse bile posta okunmaya devam eder.
Genellikle üç nedenden biri: kapatılmamış oturum çerezi, silinmemiş uygulama parolası veya değiştirilmemiş kurtarma adresi. Dördüncü ve daha az bilinen neden, saldırganın hesaba ikinci bir giriş yöntemi eklemiş olması: kendi telefonu, kendi kurtarma adresi ya da bir API anahtarı. Bu yüzden parola değişiminden sonra hesabın güvenlik ayarları ekranını baştan sona okumak ve tanımadığınız her bağlantıyı kaldırmak gerekiyor.
Değeri tespitten çok gecikmede. Aynı olayı 30 gün sonra öğrenmekle 1 gün sonra öğrenmek arasındaki fark 720 saat; o sürede parolanın değişip değişmemesi olayın uyarı mı ihlal mi olduğunu belirliyor. Satın almadan önce üç soruya ölçülebilir cevap isteyin: hangi kaynaklar, kaynağa göre ortalama gecikme, uyarıda hangi veri alanı. Bu üçüne sayıyla cevap alamıyorsanız aldığınız şey bir izleme hizmeti değil, bir rahatlama aboneliği.
İki iş paralel yürür: tedarikçiyle hukuki ve teknik süreç, ve kendi kiracınızda kimlik bilgisi sayımı. İkincisi atlanıyor ama asıl operasyonel risk orada; çünkü sızan parolalar sizin çalışanlarınızın da kullandığı parolalar olabilir. Rotasyon sırası: oturum belirteçleri ve uygulama parolaları, MFA kayıtları, parolalar, en son API anahtarları. Yarı ömrü en uzun ve iptal edilmezse süresiz çalışan kalem önce kapatılmalı.
6698 sayılı Kanun'un 12. maddesinin beşinci fıkrası, verilerin kanuni olmayan yollarla elde edilmesi halinde durumun en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirilmesini şart koşuyor; 24.01.2019 tarih ve 2019/10 sayılı Kurul kararı bu süreyi ihlalin öğrenildiği andan itibaren 72 saat olarak yorumladı. Bildirim, etkilenen kişilerin ve veri alanlarının belirlenmesini gerektirdiği için gerçek süre bir tespit süresi: listeyi saatler içinde çıkaramıyorsanız 72 saat kâğıt üzerinde kalıyor.
Evet, iki ayrı yol var. Kişisel veriyi hukuka aykırı olarak kaydetmek TCK 135 kapsamında bir yıldan üç yıla, vermek, yaymak veya ele geçirmek TCK 136 kapsamında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla karşılanıyor; bu yol Cumhuriyet savcılığına suç duyurusuyla işliyor. İçeriğin yayından kaldırılması için 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi ayrı bir yol: içerik sağlayıcıya başvuru 24 saat içinde cevaplanır, cevaplanmazsa 15 gün içinde sulh ceza hâkimine gidilir.


